Serebral Palsi’de terapi evde de devam etmeli!
Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, Serebral Palsi’li çocuklarda iletişim ve yaşam kalitesini artırmaya yönelik terapi süreçleri hakkında bilgi verdi.
Serebral Palsi’li çocukların büyük kısmı yutma güçlüğü ve konuşma engeliyle karşı karşıya!
Serebral Palsili bir çocuğun gözlerinde hapsolmuş binlerce kelime görülebileceğini ifade eden Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Dil ve konuşma terapistleri olarak bizlerin görevi, o kelimelerin özgürlüğe giden yolunu inşa etmektir. Çünkü iletişim, sadece ses çıkarmak değil; insan olmanın insan gibi hissetmenin en saf halidir.” dedi.
Serebral Palsi’nin, tıp kitaplarında ‘hareket ve duruş bozukluğu’ olarak tanımlandığını aktaran Tahmincioğlu, “Ancak terapistler için Serebral Palsi, bir çocuğun dünyayı algılama biçimindeki o eşsiz ama zorlu spektrumdur. İstatistikler, bu çocukların yüzde 85’inden fazlasının yutma güçlüğü çektiğini, büyük bir kısmının ise konuşma engeliyle karşılaştığını söylüyor. Bu rakamlar bize bir çocuğun en temel hakkı olan ‘kendini ifade etme hakkının’ tehlikede olduğunu anlatıyor.” şeklinde konuştu.
Dizartri, anlatacak şey olmaması değil, kas koordinasyon güçlüğüdür!
Çoğu zaman konuşamamanın, ‘anlatacak bir şeyi olmaması’ olarak düşünüldüğünü kaydeden Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Oysa Serebral Palsi’li çocuklarda sıkça gördüğümüz dizartri, bir ifade yetersizliği değil, motor konuşma kaslarının koordinasyonundaki bir güçlükten kaynaklanır.” dedi.
Dil ve konuşma terapistlerinin bu durumda dokunsal yöntemlerle o kaslara doğru yolu gösterdiğini aktaran Tahmincioğlu, “Ya da farklı protokollerle sesin şiddeti değil, varlığı güçlendirilir. Eğer bir şekilde ses bir yol bulamıyorsa, teknolojinin sunduğu yöntemlerden destek alıp o çocuğun bakışları birer cümleye dönüştürülür.” ifadelerini kullandı.
Bir lokma, Serebral Palsi’li çocuk için hayatta kalma mücadelesi olabilir!
Serebral Palsi’li bireylerle çalışırken tek başına konuşma terapisinin üzerinde durmanın yeterli olmadığına dikkat çeken Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Zaman zaman bu çocuklarla çalışırken yutma terapisi de devreye girebiliyor. Bir anne için çocuğunu besleyememekten daha büyük bir kaygı az bulunur. Serebral Palsi’li bir çocuk için bir lokma, bazen hayatta kalma mücadelesine dönüşebilir. Bu noktada, o lokmanın akciğere değil, mideye gitmesi sağlanmalı.” dedi.
Erken başlamak kıymetli; geç kaldığını düşünmek süreci gölgeler!
Ebeveynlerin en çok sorduğu, bazen de geç kaldıklarını düşünerek kaygılandıkları konulara değinen Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, şunları söyledi:
“Genellikle ‘Çok mu erken?’ ya da ‘Çok mu geç kaldık?’ soruları geliyor. Oysa her çocuk, kendi zamanı içinde bir potansiyel taşır. Beynin mucizevi yenilenme gücü olan nöroplastisite, ilk üç yaşta en yüksek seviyesindedir. Ama bu durum terapiye başlamaya karar veren ailelerin geç mi kaldık bakışıyla kendilerini suçlamalarına sebep olmamalı; kendilerini suçlamaları çocukları için hiçbir fayda sağlamaz. Bu noktada önemli olan nasıl bir süreç izleneceğine karar vermektir. Evet, erken başlamak kıymetlidir; ama geç kaldığını düşünmek, o kıymetli süreci gölgelemekten başka bir şey değildir.”
Çocuğun gelişimi yalnızca seans odasına sığmaz; evde sevgi, tekrar ve birlikte zamanla büyür!
Hedefe ulaşmak için girilen bu yolculukta ailelerin, terapistlerin en büyük destekçisi olması gerektiğine işaret eden Dil ve Konuşma Terapisti Anuş Tahmincioğlu, “Fizyoterapist, ergoterapist ve özel eğitim öğretmenlerinin de dahil olduğu bu süreçte terapi evde de devam etmeli. Çünkü bir çocuğun gelişimi, klinik odasının 40 dakikasına sınırlı olmamalı, evde geçen bütün bir güne de yayılmalı. Uzmanlarla birlikte atılan her adım, evde devam ettiğinde anlam kazanır. Çünkü bir çocuğun gelişimi, yalnızca seans odasına sığmaz; sevgiyle, tekrarlarla ve birlikte geçirilen zamanla büyür.”
Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı
Yorum gönder